Ülkemiz adete bir suç mahalline dönüştü. KKTC yurttaşlarını temize çıkarmak gibi bir niyetim yoktur ama özellikle yurtdışından gelenlerin işlediği suçlara ilişkin haberleri okudukça umutsuzluğa kapılmamak elden gelmiyor.
Suça eğilimi güçlü ve hatta suç işlemeden yaşama olanağı olmayan insanları giriş kapılarında tespit etmek neden bu kadar zor; anlamak mümkün değil!
Son günlerde basına yansıyan suçlara şöyle bir bakın…
Genç bir adam, marketten 400 TL’lik gıda malzemesi çalmış… Kaçacak bir delik bulduğunu düşünerek aynı şeyi ikinci bir defa yapmaya kalkışınca da yakalanmış… Çaldığı cips yaşadığı yerde duruyor. Belli ki hırsızlık yapmasa aç kalacak! Yapılan tahkikat sonunda adamızda kaçak olarak yaşadığı ortaya çıkmış; sadece 145 gün…
İnsan düşünmeden edemiyor: Bu genç insan bu adaya nasıl gelmiş? Sadece 145 günden beri kaçaksa, daha önceden öğrenci vizesi veya çalışma izniyle mi buradaydı? Eğer öyleyse okulu veya işvereni kimdi?
Bilindiği gibi, çalışma amacıyla adaya getirilenler için “ön izin mekanizması” var; kaçak duruma düştükleri zaman ülkelerine göndermeyi kolaylaştırmak için işverenlerinden teminat da alınıyor. Eğer kaçak duruma düşmüş bir yabancı işçiden söz ediyorsak hemen “sınır dışı” edilebilir; uçak bileti parası da teminattan alınacak demektir. Öğrenciler için aynı uygulamaya ihtiyaç duyuluyorsa buna benzer önlemler alınmasını da hükümete önermek gerekiyor. Okul kaydı silinirken kendileri için uçak bileti alabilsin diye öğrenciler bir harç alınsın ve teminat gibi tutulsun…
Böyle olmuyor ama… Mahkeme, bu gibi kişileri bir ayı geçmemek üzere hapishaneye göndermeyi tercih ediyor… Herhalde yasal durum böyle!
Dünkü polis haberlerinden birinde, 8 kişinin benzer şekilde tutuklandığı ancak bir veya üç gün sonra yeniden mahkemeye çıkarılacakları duyuruluyordu. Başka örnekler de var… Her gün yeni örnekler ortaya çıkıyor aslında…
Hapishane zaten “fazla yüklenmiş” değil mi? Polis teşkilatı bunca soruşturmanın üstesinden gelebilecek durumda mı? Mahkemelerde bekleyen binlerce dosya varken, hakimler KKTC’de kaçak olarak yakalananların işlediği suçlar için kaç saat harcamak durumunda kalıyor?
Amsterdam ve Barselona gibi yaşam tarzına imrendiğimiz kimi şehirler, kent yaşamının kalitesini koruyabilmek için turist sayısını kısıtlama yöntemleri geliştirmeye çalışırken biz yurtdışından gelerek kaçak yaşayan veya suça bulaşan kişileri yurttaşlarımız gibi yargılamak zorunda mıyız? Bu kişiler ağır suçlar işlemedikleri takdirde yargılanmadan sınır dışı edilmelerinde ne gibi bir sakınca olabilir?
İşin bir de başka bir yönü var: Bu yaşananların gerçek sorumlusu bu genç insanlar mı? Onları adaya taşıyanların sorumluluğu ne olacak? Yapılan bunca tahkikat sırasında bu konuda elde edilen bulgular nelerdir? Bu kişilerin sorumluluğu artırmak, sorumluluğunu yerine getirmeyenleri cezalandırmak için neden yasal düzenlemeler yapmıyoruz?
Ülkemizde bu şekilde yaşayanların öğrenci veya işçi olarak hayatımıza katkıda bulunduklarını söyleyecek olan da yoktur herhalde…
Yayın organları bu tür haberlerle dolu olduğu halde bu konuyu insan hakları ve hukuk çerçevesi bakımından tartışmamak; gerekli yasal altyapıyı oluşturarak yaşamımızı korumaya çalışmamak nasıl bir şeydir; anlamıyorum!
Anladığım şudur: Biz bu hayatı organize edemiyoruz! Biz suçları önleme konusunda da yetersiz kalmaya mahkumuz!
Suça karışan yabancıları hemen sınır dışı etmek varken adli sistemi yüklemek hangi amacı taşıyor; anlaşılır gibi değil!