Bazılarının öldüğü, bazılarının yaralandığı, herkesin ruhuna siyah bir tülün indiği deprem günlerini Homeros’un Odysseia adlı destanını okuyarak geçirdim.
Truva Savaşı’nı anlatan İlyada ile birlikte Odysseia
insanlığın ilk edebi eserleri arasındadır.
Her iki eser Milattan Önce sekizinci veya yedinci yüzyıllarda meddah şiiri olarak yaratılmıştır.
İlyada on yıl süren savaşı anlatır. Odysseia o savaşa katılan İthaka Kralı Odysseus’un “şarap koyusu” denizleri aşarak adasına dönme serüveninin öyküsüdür.
Odysseus’un yolculuğu on yıl sürer çünkü denizlere, fırtınalara, depremlere ve atlara hükmeden tanrı Poseidon’u kızdırmıştır. Önüne birçok engel çıkarır, başına birçok felaket getirir. Gemilerinin hepsi yılların geçişinde batar, bütün silah arkadaşları ölür. Odysseus ise her seferinde son anda Athene’nin müdahaleleri ile kurtulur.
Bilgelik ve savaş ve tanrıçası Athene, Odysseus’un koruyucusu olmuştur. Hayatı tehlikeye düştüğünde araya girerek veya akıl vererek onu hep kurtarır ve “tasa ve bela” dolu on yıldan sonra “kuru topraktan ve denizlerden geçerek” evine dönmesini sağlar.
İthaka’dan ayrılırken yeni doğmuş olan oğlu Telemachus yirmi yaşına basmıştır. Eşi Penelope gece gündüz ağlayarak kocasının dönüşünü beklemektedir. Ondan başka herkes Odysseus ‘un öldüğüne kânidir.
Odysseus ‘un ayrılışından on yedi yıl kadar sonra Penelope ile evlenmek isteyen Adaylar sarayını istila eder. Sayıları yüzü aşan bu minör asilzadeler her sabah saraya gelmekte, emirle Odysseus ‘un çiftliğinden dana, keçi ve domuz getirtmektedirler. Bunlar özenle kesilip kebap yapılmakta ve sarayın mahzeninden getirtilen şarap eşliğinde yenmektedir. Geceleyin bir ozan lir çalarak şarkılar söylerken dans başlar. Odysseus ‘un döneceğinden ümidi kesen bazı hizmetkârlar Adayların metresi olmuştur.
Kocasını beklemeye devam eden Penelope evlenmek istememektedir. Adayları çağırarak kayınpederi için bir kefen örmekte olduğunu, bitirince kiminle evleneceğine karar vereceğini söyler. Ama gündüzün ördüğünü geceleyin sökmekte, dokuma işi bir türlü bitmemektedir. Bu taktik hizmetkârlarından biri onu gammazlayınca suya düşer.
Penelope’nin dermanı tükenmeye başlarken Odysseus Athena’nın yardımı ile adanın tenha bir yerinde karaya çıkar. Athena onu yaşlandırır ve pis bir dilenci kılığına sokar. Odysseus domuzlarına bakan çobanı bulur ve saraydaki durumu öğrenir. Oğlu ile buluşur ve Adayları öldürmek için bir plan hazırlarlar. Penelope habersizdir.
Odysseus dilenci kıyafetinde sarayına gider ve onu tanımayan adayların hakaretine maruz kalır. Sarayın silah deposunda bulunan bir yay getirtilir. Yaya kirişi gerebilen ve bir nişan yarışında kazanan damat olacaktır. Hiçbirinde kirişi gerecek güç yoktur.
Dilenci Odysseus Adayların alaylarına kulak asmayıp yayı gerer ve aralarındaki en kibirlisini boynuna attığı bir okla öldürür. Athene onu eski hâline döndürmüş, hatta daha genç ve uzun boylu yapmıştır. Odysseus oğlu ve çobanları ile birlikte saldırıp Adayları teker teker öldürür. Metres hizmetkârlar bahçede asılır.
Odysseus ile Penelope kavuşurlar.
Üç bin yıldır yaşayan bu zengin eseri bu kısa yazıda özetlemek imkânsız. Ancak birkaç kişiyi, okumayı bu kadar geçe bıraktığım Odysseia’ye yöneltebilirsem ne mutlu bana.
Faruk Ercan 2 Yıl Önce
Her yazınız ayrı tat Teşekkürler MM.
Beyhan Alkan 2 Yıl Önce
Eski Yunan mitolojisini anlayabilmek için okunması gereken kitaplardan biridir. Hatırlattığımız için teşekkürler.
Veli koç/ Türkiye/Hatay 2 Yıl Önce
Bende iki defa okudum bu eseri birincisi yıllar önceydi, ikincisi de bir yıl önce Yunan mitolojisinde önemli bir eserdir Ve karısı Penelope'nin sapıklığın hayran kalmıştım Metin hocam yazını okuyunca kitabı yeniden bir göz geçirmişim gibi oldu Selamlar
Ferit Ertunç 2 Yıl Önce
Nerede şimdi birinin yolunu 20 sene bekleyecek sadakatte insanlar?
Nick 2 Yıl Önce
Teşekkürler Metin Bey.