Siyasi partilerde adaylık heyecanı doruk noktasına ulaştı…
Hafta sonuna kadar bu heyecanın devam edeceğini görüyoruz…
Sosyal medya aday adaylarının adeta propaganda meydanına dönüştü…
Bakalım ortaya nasıl bir tablo çıkacak…
Bölgesinde 'en tanınmış' kişiyi aday yapmak ve milletvekili seçtirmek değişmeyen gelenek oldu...
"En meşhur doktor, ya da öğretmendir, çok oy toplar" diyerek aday toplamaya çalışıyorlar...
Geçmişte hep böyle oldu…
‘En tanınmış kişiyi’ önce milletvekili, ardından bakan yaptılar...
Bazıları 'delege sisteminden' yararlanarak, hiçbir şey kazandırmadıkları siyasete devam etmeyi 'başarı' olarak nitelendirdi...
Sahasında deneyimli, dünyayı iyi tanıyan ve 'parti rozetine bakmadan' memlekete hizmet edebilecek yetenekteki insanları aday yapmayı akıllarının ucundan bile geçirmediler...
İyi insanların önerilmesi karşısında, gün gele koltuğu kaybedecekleri düşüncesiyle hareket ettiler...
"Deli misin be adam yarın başımıza bela olur, bizi de koltuğumuzdan eder" diyerek, iyi insanlara sırt çevirdiler...
Peki sonuç?..
Bir avuçluk ülke, her türlü suçun, pisliğin ve yasa dışılığın merkezi oldu...
İnsanımızın onuru yerlerde sürünür hale geldi...
Sonuç olarak da siyasete ve siyasetçiye hiç güven kalmadı...
Onlar 'adam transferine' devam etsinler...
Bu şekilde 'bir süre daha' durumu idare edebilecekleri hayaliyle, koltuklarında oturmaya devam etsinler...
Gerçek olan halkın düşünceleridir...
Gerçek olan ülkemizde her gün yaşadıklarımızdır...
Gündemde zam ve fakirleşme var
Halkın son zamanlarda yaşadığı üzücü olayların başında dövizdeki yükseliş, zamlar ve yokluk vardır…
Ayrıca ölümlü trafik kazalarının artarak devam etmesi, uyuşturucu belası, soygunlar, hırsızlıklar, tecavüzler ve cinayetler...
Çetelerin üremesi, gelişip, beslenmesi...
Çevrenin çok kötü bir şekilde kirlenmesi, çöplerle örtülmesi...
Üretimin yok denecek kadar azalması…
Fakirliğin ve açlığın tırmanması vardır...
Bu ülke için ne yaptınız?
Yıllar öncesinden başlayan bu tür tehlikelerin hızla tırmanması karşısında siyasilerin ne yaptıklarını sorma hakkımız vardır...
Bugüne kadar ne yaptınız, ne tür önlemler aldınız beyler?..
Küçük işletme kapılarında kurdele kesmeye vakit ayırabilirken, can alan yollarımızda inceleme yapan ve anında önlem alan oldu mu?..
Yargıçlar ve avukatlar, cezaların yetersizliğini ısrarla vurgulayıp, yasaların değiştirilmesini talep ederken sizler ne yaptınız?..
Limanların kontrol edilmesi ve önlem alınması için adeta yalvarır hale gelen halkımızı ciddiye almadınız...
Sizlerle birlikte siyaset yapmış arkadaşlarınız, dağ bayır gezerek, çöplerle örtülmüş yerlerin fotoğraflarını çekip ayağınıza kadar getirirken, ortaya koydukları görüşleri dinlemediniz...
"Boş ver gitsin" dediniz...
Bir gün sizi de götüreceklerini düşünmeden...
Ömrünü mücadele içinde geçirmiş insanları 'koyun sürüsü' gibi idare edebileceğinizi düşündünüz...
Büyük bir kesimi midesiyle, yani ekmek parasıyla tehdit ettiniz...
Atarız, göndeririz, pişman ederiz...
Ama artık o günler geride kaldı...
Halkımızın daha fazla masal dinleyecek sabrı kalmadı...
Ne tehdit, ne şantaj bundan sonra geçerli olmayacak...
O yüzden sandığa giderken farklı bir yaklaşım bekliyoruz…
Plan ve proje görmek istiyoruz…
‘Değişim gelecekse’, bunun ne şekilde gerçekleşeceğini önceden duymak istiyoruz…
Yapabilir misiniz?..
Kırk yıl önce kurduğumuz KKTC nin bugün geldiği çökme noktasında bu Ülkeyi artık ne adaylıklar ne Kurultaylar ne seçimler ve ne de Bakanlar veya bakmayanlar kurtarabilecektir ,
Üretimi Ticarati ve Ekonomisi olmayan her geçen gün Fakirleşen Ülkemizin gideceği köy bellidir
Bu saatten sonra ise içinde bulunduğumuz vahim durumdan artık ne Rumlar’ı , gelmiyorlar diye ne İngiltere Türklerini ve Para gelmiyor diye ne de Anavatan Türkiye’yi suçlayabiliriz !
Her geçen gün fakirleşen Ülkemizin maalesef yıllardır kötü Siyaset ve hamasetin sebep olduğu bir gerçek iken Kıbrıslı Türklerin biz nerde yaptık sorusunu sorma zamanı gelmiştir, Siyasilerimizin yapması kalan tek şey ise KKTC yi sil baştan yapıp geleceğe açabilmektir , Aksi halde gelecek günlerimiz bu günlerimizden daha da kötü olacaktır!