Kıbrıslı Türkler; bir arkadaş veya aile yakınıyla karşılaştıkları zaman dil alışkanlığından olsa gerek “İşler nasıl gidiyor?” diye soruyorlar...
Son zamanlarda bu soruya “bildiğin gibi”, ya da “iyi değil, kötüye gidiyoruz” gibi yanıtlar veriliyor…
Merkez Bankası’nın açıkladığı raporlara bakıldığı zaman memlekette işlerin iyi gitmediğini anlıyorsunuz...
Bankaların tahsili gecikmiş alacaklarının son bir yılda yüzde 24 oranında artış göstererek 2 milyar liraya ulaşması, insanların durumunu daha net bir şekilde ortaya koyuyor…
Özellikle ‘Korona’ günlerinde iş yerini çalıştıramayan borçlu esnaf kredisini ödeyemiyor…
Durum böyle olunca alacaklı banka tarafından mahkemeye veriliyor…
Mazbata mağdurlarının sayısı her geçen gün artıyor…
İnsanlar depresyon yaşayınca sağlık sorunlarıyla boğuşmaya başlıyor…
Stres en büyük tehlikedir…
Fakat bu ülkede stressiz bir yaşam olabilir mi?..
Elbette olamaz…
Hemen herkeste stres vardır…
Borçtan, işsizlikten veya aşırı çalışmaktan, ailevi sorunlar ve iyi gitmeyen insan ilişkilerinden dolayı stres yaşıyoruz…
Yola çıktığımızda trafikten, betonlaşmadan, çöplerden rahatsızlık duyarak stres yaşıyoruz…
Hastanede ilaç var mı, yok mu?..
Varsa rahatlama, yoksa bir stres daha…
İlerisini görebiliyor muyuz?
“Peki bu şartlar altında yaşarken ilerisini görebiliyor musunuz?” diye soranlara nasıl cevap verirsiniz?..
Elbette gözle görünen ve ‘ileriye yönelik’ tahmin yürütülmesine yardımcı olan çok şey vardır...
Öncelikle ekonomik duruma bakalım…
Çok az miktarda ihracat yapılıyor ama ithalat miktarı sürekli artıyor…
Kuzeyde iş bulamayan çok sayıda insan güneyde çalışmak zorunda kalıyor…
Bunun yanı sıra yurt dışına göç edenlerin sayısında ciddi artışlar yaşanıyor…
Göç nedeniyle aileler parçalanıyor, yuvalar dağılıyor…
İşte size bir stres nedeni daha…
Özetlemek gerekirse, bugünkü yapımız sürdürülebilir değildir…
Öncelikle kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomi yaratılmalıdır…
Sözle, hayalle Singapur olamayız…
Ancak; gümrük duvarlarını kaldırarak, ülkeyi bölgenin ‘ucuzluk merkezine’ dönüştürerek bir umut yaratabiliriz…
Bizim olmayan altımızdaki Rum mallarını bizimdir diye yabancıları kandırarak satıp satıp yiyoruz ! Dünyanın gözü önünde, ingilizlere , İranlılara , Ruslara ve kim gelirse yasal olmayan Koçanlarla Bizim olmayan Rum mallarını satıp onları yasalmış gibi kandırıp kazıklıyoruz ! Elimize verilen Mal Tazmin Komisyonunu ise Rum malları bizimdir deyip çalıştırmıyoruz ! Tüm bu yanlışların ve ganimet sarhoşlugun bedelini er geç bir gün Uluslararası Hukuk önünde çok ağır ödeyeceğimiz kesindir ! Kim Kimin malını kime satıyoruz sorusuna gelince ise bu konuda zengin olanlarımızın Bavulları ve Tek gidiş Uçak biletleri zaten hazırdadır, kabak kalanın başında patlayacağı ise kesindir FOR ever TRNCde !!