Peki.
Hatırın için artık kendime salata yapacağım.
Biliyorsun. Başkası yapmazsa salata yemem. Yediğimde hoşuma gider. Ama sadece kendim için salata yapmam.
İlk olarak, bir kişilik salata malzemesi yok. Örneğin maydanoz almaya kalksam ayak bileğim kalınlığında bir bağ almam gerekecek. Tek başıma olduğum için hepsini tüketemeyeceğim. Maydanozun suratı gittikçe asılacak. Buzdolabını her açtığımda, dudakları aşağı doğru sarkık, suçlayan bakışlarla beni süzecek. Uçlarının kahverengileşmesini göreceğim. Bir gün asık yüzüne tahammülüm kalmayacak, “Hayır! Hayır!” diye bağırmasına kulak asmayarak onu kaldırıp kompost tepesine atacağım.
Bu bir.
İki: Salata malzemesini yıkamak örneğin üzüm yıkamak gibi kolay değil ve zaman alıyor. Sıkıcı.
Üç: Salata yemek zoruma gidiyor. Çok çiğnemek gerektirdiği için.
“Ama başkaları salata yaptığında bayılarak yediğini söyledin.”
Bayılarak demedim, ama ne demek istediğini anlıyorum.
Bak. Geçen sabah ortada kimseler yokken denize girdim. Su muhteşemdi. Ne sıcak ne soğuk. Yarım saat yüzdüm. Eğer beraber olsaydık en az yarım saat daha yüzerdik. Ama tek başıma yüzmekten yarım saat sonra usandım. Ve sudan çok keyif almama rağmen çıktım.
Bazı şeyler için iki kişi olmak lâzım. Tek kişi olunca sıkıyor. Benim için salata bunlardan biridir.
Salata malzemesi için markete gitmeden önce postaneye uğradım ve Hollanda’dan ısmarladığım lale ve nergis soğanlarını aldım. Onları çarçabuk ekmem gerek, çünkü dururlarsa küflenebilirler. Bu ekim işini birlikte yapabilirdik. Ama bunu da tek başıma yapacağım. Yarım keyiflik bir uğraş olacak.
Bu konunun açılması iyi oldu. Daha önce de yazmıştım ama şimdi gene sırası geldi. Bir yerde okumuştum: Her insan başkalarıyla birlikte olduğu zamana oranla bir miktar zamanı yalnız geçirmek ihtiyacında imiş. Bazılarının kendiyle baş başa zaman geçirme ihtiyacı az, bazılarınınki çok imiş.
Ben “çok” hatta “çok ama çok” departmanında idim. Çocukluktan miras kalan bir durumdu, yazmak, okumak, yürümek gibi daha çok yalnız yapılan şeylere olan tutkunluktu, “Cehennem diğer insanlar” olduğu içindi, bir “ruh ikizi” bulmaktaki beceriksizliğimdendi.
“Beni buldun ya,” dediğini duyar gibiyim. Tamam, Espasito da bin kilometre uzaktasın.
Galiba son zamanlarda daha çok başkalarıyla birlikte olma ihtiyacındayım. Yaşlanıyor olmaktan mıdır?
Andız da tam bu sırada bıraktı bizi gitti. Biraz daha bekleyemez miydin?
Hıh!
Salata derken nereye geldik.
Bu arada, bir oturuşta üç kişilik salata götüren Espasito, sana sorayım. Salata malzemesini yıkamadan mı yıkadıktan sonra mı buzdolabına yerleştireceğim?
Yıkamadan koyun dolaba,ihtiyaç oldukça yıkarsınız Sn.Münir...