Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin gelişmelerin bu yıl içinde hız kazanması bekleniyor…
Birleşmiş Milletler ve AB bu konuda yoğun hazırlık yapıyor…
Ama bizde gündem çok farklı…
Pandemi, kapanmalar, işsizlik, ekonomik iflas ve hiç bitmeyen seçimler…
Kimse Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgilenmiyor…
Ve büyük bir kesim de “Efendim Rumlar adanın tümünü istiyor, bizimle eşitliği kabul etmiyor. Ne yapalım biz de yolumuza devam edeceğiz” diyor…
Peki yolumuz nereye çıkıyor?..
Bugün oldu hala Güzelyurt gibi birçok bölge insanı geleceğinden endişe duyuyor...
Oturduğu eve çivi çakmak istemiyor...
Ölenler Lefkoşa’daki mezarlığa defnediliyor...
Gençler; evlendikleri zaman Gönyeli civarında yaşamayı tercih ediyor...
Sınır köylerinden Akıncılar’da, Vadili’de, Paşaköy’de, Akdoğan’da ve daha birçok sınır bölgesinde hep ‘gelecek kaygısı’ vardır...
Böylesi psikolojik baskı altındaki insanlar uzun süre yaşayamaz...
KKTC’de yaşanan sıkıntılardan bir tanesi de budur...
Bu insanların önemli bir kısmı güneyde bıraktıklarına karşılık kuzeyde mal alan, fakat bu malların geleceğinden emin olmayanlardır...
Harekâttan bu yana 47 yıl geçtiği halde bu sıkıntının devam etmesi üzücüdür...
Fakat; tümü Avrupa toprağı olarak kayıtlara geçmiş olan bu ülkede bir gün mutlaka çözüm olacağı gerçeğini unutmadan, artık bazı önlemlerin alınması kaçınılmazdır…
Kalkınma ve Göçmen Fonu oluşturarak; geleceğe yönelik plan ve programlar yapılması elbette faydalıdır…
Bir sabah uyandığımızda; yani 23 Nisan 2003’te sınır kapılarının açıldığını duyduğumuz zaman
kendi kendimize “hayal mi görüyoruz” diye sormuştuk…
Ama hayal değil gerçek vardı karşımızda…
Şimdi; bir sabah uyandığımızda Kıbrıs sorununun çözümü konusunda uzlaşıya varıldığını duyarsak acaba ne yapacağız?..
Bunu düşünelim…
Geçişler yararlıdır
İki toplum arasında güveni sağlayabilmek için karşılıklı geçişlerin önemli katkısı vardır…
Bunun artırılması sadece ekonomik çıkar açısından değil; özellikle kötü eğitimin etkisi altında kalan genç ve orta yaşlı Rumlara, Kıbrıslı Türklerin ne kadar iyi niyetli olduğunu göstermek açısından çok önemli ve gereklidir…
O yüzden mümkün olan en kısa sürede Lefkoşa’daki ‘Mağusa Kapısının’ açılması için şimdiden adım atılmalıdır…
İki toplumlu teknik komitenin yeni kapılar üzerinde çalışmasını bizler teşvik etmeliyiz…
Kuşkusuz; gerekli güvenlik önlemlerini alarak adım atacağız…
Bir başka önemli nokta; KKTC’nin kendi ayakları üzerinde durabilecek bir pozisyona getirilmesidir…
Böylesi bir gelişmenin, Kıbrıs sorunuyla ilgili müzakere sürecinde pazarlık şansını artıracağını biliyoruz…
Kısaca önümüzde çetin bir yol vardır…
Birbirimizi kırmadan, zarar vermeden ‘iyi bir gelecek için’ hazırlanmalıyız…
Mr Muhip bey bırakın semt sahasında maç yapmayı global düşünün Baltık Orta Avrupa Balkan devletcikleri Güney Kıbrıs peyderpey AB ye niçin alındı ab sinirlari Kıbrıs'ın tümünün üzerine çökerek TC yi ekarte edip ab hegemonya sini tüm doğu Akdeniz ve Ege'de oturtup Orta doğuya sarkmak değil mi Fransa hala eski zamanlarda Lübnan ve Suriye'yi mandası altında tuttuğu gunlerin hayalinde Afrika'daki eski somurgelerini somurmeye devam etme derdinde değil mi Gürcistan Ukrayna ve şimdi de Kazakistan'da ki buna TC deki feto kalkismalarini da ekleyebilirsiniz TC Rusya Çin İran gibi ülkeleri dize getirme operasyonları değil mi dedeagaca ABD bu kadar silahı niçin yigdi demokrasi şampiyonu olan ülkelerin göçmenlere karşı uyguladığı muameleler nedir bu ülkeler bu göçmenlerin geldiği ülkeleri yüzyıllardır dibine kadar somurmedi mi efendi köle muamelesi çekmedi mi buralara medeniyet mi götürdü gözlük iyidir ama at gözlüğü olmayacak yani boş atış karavana muhabbet