Kıbrıslı Rumların ‘federal çözüme karşı olduklarını’ dünyaya anlatamadık…
Annan Planı’na ‘hayır’ diyerek, adanın yeniden birleşmesine engel olduklarını da anlatamadık…
Gerek AB, gerekse BM nezdinde referandum sonuçlarını canlı tutacak bir siyaset yürütemedik…
Haklı olduğumuz konuları anlatma becerisini gösteremeyip, Türkiye’nin adını kullanarak şahin politikalara sarıldık…
Bir de Rum mülklerinin yağmalanmasına fırsat tanıdık…
Rumların ‘siyasi eşitliğe dayalı’ çözümden kaçması başka bir şey, şahıslara ait mülklerin yağmalanması başka bir şeydir…
Barış harekatı sonrasında nüfus mübadelesi yapıldığı için elbette kuzeydeki Rum mülklerini kullanacaktık…
Onlar da bizim güneydeki mülklerimizi kullanıyor…
Fakat arada bir fark vardır…
Onlar, kullandıkları Türk mülkleri için banka hesabı açarak bir miktar ‘kira bedeli’ yatırıyor…
Yani, uygulamayı ‘uluslararası hukuk’ kurallarına dayandırdılar…
Kuzeyde ise; kendi hukuk adamlarımız tarafından uyarıldıkları halde anlaşılmaz bir şekilde Rum mülklerine koçan verdiler…
Koçanı alan adam, daha sonra bunu satma hakkının olduğunu düşündü ve satmaya başladı…
İlerleyen zaman içinde satış miktarı hayal edilemeyecek bir şekilde artmaya başladı…
Sadece ülke içindeki firmalar değil, dıştan gelenler yüzlerce konut yaparak, bunları ‘Avrupa fiyatlarından’ satmaya başladı…
Esas yanlışlık buradadır…
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kuzeydeki Rum mülklerinin satın alınması için bizlere inanılmaz bir fırsat sunduğu halde bunu kullanmadık…
Komisyona kaynak yaratacak yasaları meclisten geçiremedik…
Bazı ‘babaların’ baskılarına boyun eğmek suretiyle, Rum mülklerinin yağmalanmasına fırsat yarattık…
İşte son zamanlarda yaşadıklarımızın temelinde kendi ihmallerimiz vardır…
Bunu kabul edelim…
Hiç kimse müteahhitlerimizin veya emlakçılarımızın tutuklanmasını istemiyor…
Ama Rumlar da kendi ellerindeki silahı kullanıyor…
Dikkat edilirse, cezalandırmak istedikleri insanlar Rum mülkünde oturan Kıbrıslı Türkler değildir…
Savaş sonrasında, hele nüfus mübadelesi yapıldıktan sonra Türklerin, Rum mülkünde oturmaktan başka şansı yoktur…
Bunu onlar da biliyor dünya da…
Limasol’da bıraktığı mülke karşılık Girne’de Rum mülkünde oturan bir insanı tutuklama hakları yoktur…
Tutuklamaya kalkışmaları halinde elbette ülke yeni bir askeri gerilime sürüklenir…
Ama, komisyonu çalıştırmayıp, toprağı satın almadan, o toprak üzerinde yüzlerce konut yaparak yabancılara satmanın ‘uluslararası hukuka aykırı olduğu’ teziyle hareket ettiklerini görmezden gelmeyelim…
Yıllardan beri yaptığımız yanlışların bedelini hep birlikte ödeyeceğiz…
Hiç olmazsa ‘müzakere ortamı yaratıp’, mülkiyet meselesini masada çözmeye çalışalım…
Aksi halde dış politikamıza zarar verecek iç sorunlarla yüzleşiriz…
Erken Teşhis Hayat Kurtarır gerçeği ile yıllar önce TMK’nunu çalıştırmış olmuş olsak idik bugün Rum Mülklerinin Tazminini gerçekleştiremez olmayacaktık ! Borç batağında ve Ekonomisi çökmüş bir KKTC’nin Bu saatten sonra TMK’nunu çalıştırabilmesi mümkün değildir ! Bir zamanlar Yeşil Hat tüzüğü ve Ticaretini Rum’a Yama olmakla niteleyen eski yöneticilerimizin bugün Ekonomimizin ve İnsanlarımızın Güneye kaydığı gerçeğine mevcut Yöneticilerimiz ne diyebiliyor acaba ? Annan Planı’na Hayır diyen Rumlar Bugünkü egemen ayrılıkçı KKTC Siyasetinin ekmeğine Bal sürmemişmidir yani , Biz Bize yeteriz diyenlerimiz ile bir zamanlar Güzelim Ülkemizi bugün getirdiğimiz hali ile Biz Bize kalacağımız günler yakındır ! Tabii ki kalıcı Afrikalılar Asyalılar Tetikçiler ve Uyuşturucular Hariç !!