Türk Lirası’nda değer kaybı devam ettiği sürece iğneden ipliğe zamlar devam edecek…
Akaryakıt, gaz, ekmek, unlu gıdalar, yağ, şeker, konserveler, deterjanlar, ilaçlarda fiyatlar sürekli artacak…
Vatandaşlar ‘mecburen’ daha az tüketecek…
Tüketim azalınca en ufağından, en büyüğüne kadar işletmeler personel azaltacak…
İşsiz kalanlar, güneyde ‘her ne iş olursa olsun’ çalışmaya razı olacak…
Türk-Sen önündeki kuyruklar daha da artacak…
Milyar dolarlık propaganda fırsatı bulan Rum makamları ‘eskiye dönüş’ konusunda daha da umutlanacak…
Kıbrıslı Türklerden daha çok ‘Avrupa’ sesi yükselecek…
Buraya kadar herhangi bir anlaşmazlığımız yok değil mi?..
Peki anlaşmazlık konularına bir bakalım…
Hemen herkes ‘Avrupa Birliğini’ istiyor ama, o birliğin kurallarından kaçmaya çalışıyor…
Mesela; AB üyesi olan Güney Kıbrıs’ta her türlü maddenin ithali serbesttir…
Mesela et konusu…
Fransa’dan, İngiltere, Hollanda, Avustralya’dan, hatta Uruguay’dan et ithal ediyorlar…
Güneyde et üretimi yok mu?..
Fazlasıyla var…
Ama AB üyesi olunca, dıştan ithalatı yasaklayamıyorlar…
Peki ne yapıyorlar?..
Üreticiyi destekleyip, yerli et fiyatını ithal ürünlerinin altında tutmaya çalışıyorlar…
Şimdi soru şu:
Bizim tarafta böylesi bir uygulama yapılabilir mi?..
Buna izin verilir mi?..
Vermeye kalkışanın kellesini götürmezler mi?..
Hemen ‘özellikle sol kesimden’ tepkiler başlamaz mı?..
“Vay efendim siz yerli üretimi yok ediyorsunuz…”
Söyleyin Avrupa mı, KKTC mi?..
Arkadaş 2003’ten beri bayrak elinizde “Avrupa… Avrupa…” diye çırpınan sizler; diğer yandan Avrupa kurallarına karşı neden tepki koyuyorsunuz?..
İşte KKTC siyasetinin çöküşündeki nedenlerden biri budur…
Bir yanda ideoloji…
Diğer yanda bir avuç insanı kandırıp oyunu alma…
Et konusu sadece örneklerden biridir…
Ekmek konusunda da örnekler verilebilir…
Adamlar 30 çeşit ekmek üretiyor ama süpermarketlerde İngiltere’den ithal ekmekler de satılıyor…
Ve bizim taraftan da bazı kişiler güneye geçip bunlardan satın alabiliyor…
Kuzeye dönünce ‘sahte politika’ devreye giriyor…
Ve sözde yerli üreticiyi koruma adına “un-ekmek ithal edemezsiniz” deniliyor…
Örnekleri çoğaltabiliriz…
Güneyde kemerli, kuzeyde serbest
Trafik konusunda bile ikiyüzlü davranıyoruz…
Güneye geçerken kemeri takıyor muyuz?..
Cep telefonunu elimizden atıyor muyuz?..
Sürat sınırlamasına uyuyor muyuz?..
Ruhsat ve sigortayı çıkarıyor muyuz?..
Elbette bunların tümünü ‘kuzucuk gibi’ yapıyoruz…
Çünkü ‘denetim’ ve ‘devlet’ korkusu yaşıyoruz…
Peki kuzeyde bunları neden yapmıyoruz?..
Haydi bunun cevabını siz veriniz!..
Kuzeyde neden kurallara uymuyoruz?..
Arada bir denetim yapıldığı ve ceza kesildiği zaman neden tepki gösteriyoruz?..
Soruların cevabını sizler de biliyorsunuz…
Öyleyse; bekle bizi Avrupa geliyoruz!..
Az kaldı…
KKTC yi getirdiğimiz noktada fakirleşmeyi ve yoksullaşmayı uzun bir zaman daha çok konuşacağız ! Kötü Siyaset neticesi ile mahvettiğimiz güzelim Ülkemiz için ise bu saaten sonra Bekle bizi Avrupa Geliyoruz Değil de , artık Bekle Bizi Afrika Geliyoruz diyebiliriz !!!
FOR EVER TRNC