Rum Dışişleri eski bakanlarından Bayan Eratu Kozako Markulli, 50 yıl önceki bir fotoğrafı kişisel facebook hesabında profil resmi yaptı…
Fotoğrafta; biri hariç tümü 1974’te Muratağa’da katledilen ilkokul öğrencisi Kıbrıslı Türk çocuklar ve öğretmenleri var…
Markulli; bu katliamı Eoka-B adlı Rum terör örgütünün işlediğini belirterek, aradan geçen 50 yıl içinde herhangi bir kişinin cezalandırılmadığına dikkat çekiyor…
Bayan Markulli’nin cesaretli davranışı dikkat çekicidir…
Bunu takdirle karşılıyoruz…
Rum siyasetinde önemli bir göreve gelmiş olan bir kişinin cesur itirafı olarak kabul edilmelidir…
Kıbrıs Türk gençliği gibi; Rumların ezici bir çoğunluğunun bilmediği, ya da bilmezden geldiği bir ikinci katliam bölgesi vardır…
Eski adıyla Dohni…
Yine 50 yıl önce, benzeri pek görülmeyen vahşi bir katliam olayı yaşanmıştı…
Karma bir köy olan Dohni’de (Taşken), Kıbrıslı Türk bir ailenin düğünü vardı…
Tebrik kabulünden sonra masalar kuruldu, Türk-Rum misafirler birlikte yiyip, içip oynamış, mutlu bir görüntü tablosu ortaya çıkmıştı…
Düğün sahipleri sabah uyandıkları zaman, bir gece önce kendileriyle birlikte eğlenen Kıbrıslı Rum’un, Eoka-B mensuplarıyla birlikte silahlı vaziyette evlerini bastığını görüyordu…
Köylü Rum evin erkeklerinin ortaya çıkmasını istedi…
Aile reisi teslim oldu…
Köylü Rum “oğlun nerede?” diye sordu…
Henüz 14 yaşında olan oğulları çalıların arkasına saklanmıştı…
Tehditler başlayınca o da ortaya çıktı ve bir daha geri dönmemek üzere, katliam alanına götürüldü…
Köyün tüm erkekleri, 80’den fazla kişi boş bir arazide kurşuna dizildi…
İçlerinden sadece bir kişi kurtuldu: Suat Kafadar…
Kurşun yağmurundan sonra yaralı vaziyette yere yığılmış ama ölmemişti…
Etrafı kan gölüne dönmüştü…
Aile yakınları, arkadaşları ve köylüleri can vermişti…
Suat, kilometrelerce yürüdükten sonra kendini Limasol’daki esir kampında buldu…
Özetlemek gerekirse büyük bir acı yaşandı…
Taşkent’in dul kadınları ve yetimleri ‘nüfus mübadelesi’ sonrasında şimdiki köylerine, Taşkent’e yerleştirildi…
Köyün erkeklerini katleden Eoka-B mensupları birkaç yıl önce şeref madalyasıyla ödüllendirildi…
Bayan Markulli’nin, bu unutulmaz trajediyi de gündemine alması elbette iyi olur…
Ancak; gelinen aşamada; Kıbrıslı Türklerin, her türlü terör faaliyetine destek olan Rum kilisesine ve Eoka-B’nin yerini alan Elam’a nasıl güvenecekleri sorusuna yanıt aranmalıdır…
Elam’ı yasaklamak yerine siyasallaştıran zihniyetin, Kıbrıs’a nasıl kötülük ettiğini herkesin derinliğine düşünmesinde fayda vardır…
Bizler yeni savaşlar istemiyoruz…
Güzel ülkemizi, Kıbrıslı Rumlarla paylaşmaktan ve birlikte yaşamaktan rahatsızlık duymuyoruz…
Irkçı düşüncelerden arınmış olarak birlikte yaşamayı kabul ederlerse, burası Akdeniz’in en zengin ülkesi olur…
Karar vermeli…
Dostluk ve huzurlu bir yaşam mı?..
Düşmanlık içinde yaşamaya devam mı?..
Markulli’nin cesaretli paylaşımı
- 27 Ağustos 2024, 09:15
- 216
YORUM EKLE
Yorumunuz Onaylanmak Üzere Gönderildi
YORUMLAR
Afroditin Aşk Adası Kibrista zaten Başımıza ne gelmişse Faşist be aşırı milliyetçilerden gelmiştir !
Nefret Kin ve Düşmanlık Her iki Topluma da çok acı günler yaşatmıştır 74 öncesi Kıbrıslı Türklerin ve 74 sonrası Kıbrıslı Rumlar’ın yaşadığı acılar bir daha yaşanmamak üzere Kıbrıs’ta Gelecek için deha Barışçıl daha mutlu ve daha Refahlı günlere odaklanmalıyız ‘. Her iki Toplumun da çıkar yolu budur ! Geçmiş Tarihimizden ders alıp her iki Toplum da geleceğe Barış ve Ümitle bakmalıdır ,
Gelinen aşamada Rumlar’la zamanın ve çözümsüzlüğün ve Kıbrıslı Türklerin aleyhine çalıştığı gerçeği ile En yakın bir zamanda Kıbrıs’a çözümün Barışın ve Huzurun gelmesinden daha önemli ne olabilir ki !!