Kıbrıs’ta gündem çok hızlı değişiyor…
Şimdi ana gündem maddesi; Rum mülklerini pazarlayan şahıs ve şirketlerle ilgili tutuklama emirleri…
İskele bölgesinde ‘Cesars’ konut yapımlarıyla dikkat çeken işadamı Simon Aykut ile Esentepe’de Rum arazisi üzerinde inşa edilen mülkleri pazarlamakla suçlanan Alman kadın Ewa, Rum Merkezi Cezaevinde yargılanmayı bekliyor…
İsmi açıklanmayan 25 yaşındaki İsrailli genç ise Alsancak bölgesinde bir mülkün satışına aracılık ettiği gerekçesiyle güneyde göz hapsinde tutuluyor…
Ne var ki; mülklerle ilgili girişimler bu kadarla sınırlı kalmıyor…
Güneydeki Yeşiller Partisi’nin açıkladığı uzun bir liste var…
Rum basını çok sayıda KKTC şirketinin ve işadamının isim listesini açıklayarak onları hedef gösterdi…
Mevcut düzenden istifade ederek inşaat yapan ve bunları yabancılara satan inşaat sahiplerinin, en azından çözüm aşamasına kadar güneye geçmeleri büyük bir risk oluşturuyor…
Hatta sadece güneye değil, AB üyesi ülkelere seyahatlerinin de riskli olduğu belirtiliyor…
Kuşkusuz bunlar arzu edilen hareketler değildir…
Mülkiyet sorununun, diğer sorunlarla birlikte bütünlüklü bir çözüm paketi içinde çözümlenmesi doğru olandır…
Nitekim; Kıbrıs Rum tarafı da kısa bir süre öncesine kadar bu konuda herhangi bir adım atmadı ve sorunun müzakere masasında çözümlenmesinden yana olduğunu gösterdi…
Sorunun çözülmesi için elbette müzakerelerin başlaması gerekiyor…
Ama bu konuda Türk tarafının ‘İki eşit egemen devlet’ tezinde ısrar etmesi nedeniyle müzakere süreci başlamadı ve bu durum Rum tarafının ‘ekonomik silahını’ harekete geçirdi…
Güneydeki mülklerimiz
Gelinen noktada, Kıbrıslı Türklerin güneydeki mülklerinin de Rumlar tarafından kullanıldığı yönünde savunma yapılıyor…
Ama bu güçlü bir savunma değildir…
Çünkü; güneydeki Türk mülklerini kullananlara tapu verilmedi…
Bunların yabancılara satışına destek veren yasal bir düzenleme yapılmadı…
Üstelik ‘kullanılan mülkler için’ bankalarda hesap açılarak kira bedeli bu hesaplara yatırıldı…
Kuzeydeki uygulama bunun tam tersidir…
Rum mülkü kullananlara satış hakkı verildiği için, 2004 Annan Planı referandumu sonrasında müthiş bir emlak patlaması yaşandı…
Özellikle İskele, Esentepe, Tatlısu, Alsancak ve Lapta bölgelerinde binlerce mülk yabancılara satıldı…
Üstelik bu işlemler, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun etkisizleştirildiği bir dönemde gerçekleştirildi…
Halbuki; Avrupa İnsan Hakları mahkemesi, kuzeydeki Rum mülklerinin Türkleştirilmesi konusunda bizlere müthiş bir fırsat sunmuştu…
“Parasını ödeyip, mülkü satın alın” dediler…
KKTC yönetimleri Taşınmaz Mal Komisyonu’na kaynak yaratmadığı için, bu müthiş fırsat heba edildi…
Küçük bir azınlık milyonlarca Euro kazanırken, devlet bunların vergisini dahi toplayamadı…
İşte bugün yaşananlar “guruş vermeyik” diyerek, KKTC meclisinden ‘şerefiye vergi yasasının’ geçirilmesini engelleyen güçlerdir…
Üç beş ailenin ve işe yaramaz KKTC siyasetinin yarattığı sonuçtur…
Bunun cezasını hepimiz çekeceğiz…
Yıllardır Felaket Başımıza gelmeden TMK’nunu Çalıştırın Şerefiye vergisini Hayata geçirin diye Yöneticilerimizi yıllardır uyaran Diyalog 2000 yöneticisi Sayın Reşat Akardan başka kim oldu ki!
Yüce meclisimizin yıllardır üç maymunları oynaması ve TMK çalıştırılmadan Rum Mülklerinin Yağmalanıp Satılması için dağıttığı Koçanların Bedelini niye Tüm Toplumumuz ödesin ki ? Üç Beş Mal Mülk zengini için TMK yok sayıp yıllardır çalıştırmayan malına geleni ayağından vururum diyen zihniyetin bugün Bizleri ne Hallere düşürdüklerinin farkındamılar acaba ? Bu Çağda Kimin Malını Koçanlayıp Kime SATIYORUZ sorusunu Sayın Reşat Akardan başka Yöneticilerimize soran mı var ! Ganimet ve Yağma Rüyasından uyanıp gerçeklerle yüzleşmeliyiz Dünyanın gözü önünde işlediğimiz Suçun bedelini ise ödeyeceğimiz günler gelmiştir ! KKTCde yağmalayıp Sattığımız gerçek Mülk Sahiplerinin Bedduaları olacak ki Güney Kıbrıs’a ve KKTC dışına çıkamayacagimız günler gelmiştir , Hani KKTC Açık bir Cezaevidir denilirdi ya ? Beceriksizliğimizden ve AçGözlülügümüzden Başımıza geleceklerden bizlerden başka kim sorumlu olabilir ki ? İskelede Rum Mülkleri üzerindeki Yabancılara Sattığımız Konutlar ile Keşke onlara birer de Çadır Hediye etmiş olsaydık en azındam onların da Beddualarından kurtulmuş olacaktık !!
PERŞEMBENİN GELECEĞİ ÇARŞAMBADAN BELLİYDİ !!