Ülkemizde alışılmış siyaset anlayışı, bizleri uçurumun kenarına kadar getirdi…
Elektrik yok, su yetersiz…
Üniversite mezunu işsiz çok da, mesleki alanda işçi bulunamıyor…
Yaratılan huzursuzluğa ve yaşanan adli suçlara karşın kaçak Afrikalı işçi çalıştırmanın önüne geçilemiyor…
Tüketim maddelerinde yaşanan kontrolsüz fiyat artışları ayrı bir sorun…
Mersin’de kilosu 5 liradan satılan domatesi, Girne’ye getiremiyor, halka kilosu 100 liradan ürün satıyoruz…
Hemen her alanda ciddi sıkıntıların yaşandığını görebilmeli ve artık uyanmalı; her alanda ciddi adımlar atmalıyız...
Bakın bu ülkede tornacı kalmadı...
Su tesisatçısı ve elektrikçiye ihtiyaç var...
Oto tamircisine ihtiyaç var...
Tarlada ekip, biçecek, kombay kullanacak, hatta kombay tamir edecek insana ihtiyaç var...
Temizlik yapacaklara ihtiyaç var...
Garsona, aşçıya ihtiyaç var...
Nüfusun tamamı beden hocası, iletişimci, işletmeci, coğrafyacı veya tarihçi olamaz...
Olursa şimdiki gibi işsiz ve çaresiz kalır...
Yeterli düzeyde İngilizce bilmeyen bu gençlerin, dünyanın hiçbir ülkesinde iş bulamayacağını birilerinin artık onlara ve ailelerine anlatması gerekiyor...
İlgili kurumlarla toplantı yaparak, askerlik konusunda yeni düzenlemeler yapılmalıdır...
Kimse gerçekleri konuşmuyor
Ancak bu noktada, özellikle ekonomik kuruluşların da çok ciddi sorumluluklarının olduğunu vurgulamadan geçemeyiz...
Başta Ticaret, Sanayi ve Esnaf Odaları bu konularda alternatif projeler üreterek devleti yönetenlerin karşısına çıkmadılar...
Gidişatın yanlış olduğunu ve ülkeyi çökerttiğini bildikleri halde, kendi çıkar dünyalarını aşıp, gerçek dünya ile ilgilenmediler...
Şimdi çok sayıda örgüt koro halinde “Statüko devam edemez, çözüm şarttır” diyor...
Ancak; böylesi hayati bir konuda dahi insanlara doğruları söylemiyorlar...
Halkın karşısına ciddi verilerle çıkmıyorlar...
Bugüne kadar gerekli hazırlıklar yapılmadığı için çözüm olması halinde kaç tane hayvancının, kaç kasabın, kaç çiftçinin, kaç yüz esnafın, kaç bin kamu ve belediye görevlisinin işini kaybedeceğini anlatamıyorlar...
Ya korkuyorlar ya da kendi dünyalarının dışına çıkmak istemiyorlar...
“Fiyatlar artacak Girne’deki villayı şu kadara, Baf’ta babadan kalma tarlaları şu kadara satıp, İsviçre’de yaşarım” düşüncesinde olanlar, geride kalacak aile yakınlarını, dost ve arkadaşlarını da düşünmüyorlar...
Bunlar üzücü olan gerçeklerdir...
Kendi insanlarını, kendi devletlerini düşünmüş olsalardı; hiç olmazsa 2004 referandumu sonrasında KKTC’nin toparlanması ve kendi ayakları üzerinde duracak hale gelebilmesi için projeler üretir, hükümetleri icraat yapmaya zorlardı...
Ama şahsi hesaplar onlara da engel oldu...
Yılların Kötü Siyaset ve kötü düzen neticesi Yalanlar Ülkesi Yönetemediğimiz KKTCde neden mi yukardan aşağıya Herkes Çökerttiğimiz KKTC için Sessiz kalmaktadır acaba ? Batma noktasına gelen Kurum ve Kuruluşlarımız de dahil İçine düştüğümüz Kötü düzene neden mi göz yumuyorlar ve Sessiz kalıyorlar acaba Sorusunda KKTCde Herkesin Suçlu olduğundan değil de nedir yani ! Ganimet düzeni ile Kurduğumuz KKTCde gerçekten Suçsuz olan mı var ? Uluslararası Hukuk dışındaki Ülkemizde Yaptıklarımız için neden Sessiz kalmayalım ki ! Yalanlarla Yönetilen KKTCde gerçekten kim Doğruya inanabilir ki ! Hepimiz Suçluyuz Alanımız da Verenimiz de Satanımız ve Yalanlarla Yönetenlerimiz ile Yönetilenlerimiz de Suçlu değil de nedir yani ?? Güzelim Ülkemizi yüzümüze gözümüze bulaştırıp Maalesef HEPİMİZ içine yaptık !
‘ SUÇLULAR ve SESSİZLER ÜLKESİ KKTCye HOŞ GELDİNİZ !!