Cenevre görüşmeleri Kuzey Kıbrıs’ta birçok siyasi parametrenin yeniden şekillenmesini sağlayacak .
Dünya siyasi düzeni her gün yeniden şekilleniyor.
Artık yeni yüzyıla ayak uydurmak ve ekonomik doğal kaynakların süper güçlerin inisiyatifinde ne oranda olacağı anlamında hakim bir dünya düzeni kuruluyor .
Buranın en önemli göstergesi ; daha üç ay önce yeniden seçilen Amerikan cumhurbaşkanı Trump‘ın dünyanın gözü önünde Ukrayna yeraltı zenginlikleri ve minerallere gözünü dikmesi ve bunu tüm dünyaya açıkça itiraf etmesi .
Bunlar eskiden siyasi tarihte gizlice yapılır( sömürmek istenen ülkeler) sözde o ülkelere ekonomik ve siyasi kazanım sağlayacak diye girilirdi. Ukrayna’nın Doğal gaz ve petrollerin tutunda, teknolojik çip yapımında kullanılan adını yeni duyduğumuz yeraltı kaynakları “ Amerikan inisiyatifinde ve kontrolünde üretileceği ve yönetileceği” şartı ile Rusya ile savaşın bitirilme noktasına getirildi. Amerika 360 milyar $ para vermiş bunu geri almak istiyor .
Hal böyleyken, dünyanın dört bir yanına gözünü dikmiş büyük bir mali açık içerisinde olan ABD ekonomisi; düzlüğe çıkmak için Grönland, Kanada, Panama kanalı gibi yerleri resmen kendi sömürüsü altına almayı çekinmeden dünyaya haykırmayı bir marifet sayıyor.
Türkiye bölgenin tartışmasız en büyük gücü
Özellikle bitirilen Suriye Savaşı Türkiye’mizin başarısının bir ilanı olarak Dünya siyasi tarihine altın harflerle yazılmıştır. 40 yıldan fazla Türkiye’mizin başına bela olan PKK silah bırakma çağrısı yapmıştır .
Savunma Sanayi’nde yaptığımız hamlelerle bütün dünyanın gözünde zaten NATO içerisinde Amerika’dan sonra en büyük ikinci orduya sahip Anavatan Türkiye’nin Orta Doğu’nun bu önemli coğrafyasında en büyük rol oynayan ülke olduğunu tesis etmek lazım. Türkiye‘siz hiçbir adamın atılamayacağını artık başta Amerika ve Avrupa birliği ülkeleri bunu anlamış durumda . Gelişen yeni parametreler , siyasi ve ekonomik anlamda artık Anavatan Türkiye’nin “Avrupa Birliği “ Stratejik katılma hedefinin artık AB ülkeleri için de büyük bir ekonomik ve siyasi güç olacağını ve bugünleri yaşayacak adımların atılacağı zamanları yaşayacağız .
Kuzey Kıbrıs yeni düzenin bir parçası olmalı
Ülkemizin her anlamda en büyük sorunları plansızlık, programsızlık, günlük çıkar ilişkileri ve liyakata dayalı olmayan bir düzenin gittikçe artması olarak tesis edilebilir . Halk içerisinde artık bu süreçlerde büyük bir rahatsızlık oluşmaya başladı . Kamu maliyesi büyük bir açık ile yoluna devam etmeye çalışıyor . Adam kayırmacılık artık siyasilerin büyük bir kısmı tarafından aleni bir şekilde halkın gözünün içine baka baka yapılıyor . Ekonomik anlamda hiçbir elle tutulur gözle görülür öz kaynaklarımız ile yapılan bir açılım yok .
Çok şükür Anavatan Türkiye var da bu yapılan gelişmeler de, yapılan alt yapı ve üst yapı yatırımları da o yönde ilerledi. Mevcut olanların yanında ; Yollardan tutunda yeni hastanelere , yeni okullara , yeni elektrik santrallerine ihtiyaç var ve bunların hepsi zaman içerisinde ekonomik anlamda Türkiye’nin desteğiyle yapılacak .
Ancak “Bağımsız” devletiz demekle siyaseten ve ekonomik anlamda bağımsız olunmuyor. Bize kalsa çoktan gemi karaya oturmuştu. Ancak Türkiye’de KKTC devletinin bu sistemsizliğinden kapalı kapılar ardında ciddi anlamda rahatsızlık duymakta. Türkiye’nin ikide bir önüne konulan “Kıbrıs “ şartı Avrupa birliği görüşmelerinde önünde duran en büyük engellerden bir tanesi. Bu yüzdendir ki ; anavatan Türkiye’nin garantörlüğünde ve Kıbrıs Türk’ünün siyasi ve ekonomik kazanımlarını göz önünde bulunduracak bir çözümün zamanı artık çoktan gelmiş ve geçmiştir. Bugünkü defacto düzen ve ekonomik açılımlar ne Türkiye’nin ne de Kıbrıs Türk’ün işine yaramamaktadır. .
Hep ne diyoruz; Kendi kendine yetebilen, Kıbrıs’ta kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomi. Tabii ki bunun gerçekleşmesi için, ekonomi ve siyasi anlamda sürdürülebilir, istikrarlı bir yapının oluşması ile mümkün.
İktidar olan çoğu sağ ve sol görüşlü partiler bunu başarabildiler mi? Koskoca bir hayır. Sorun nerede? Bakın işte tam da burada. Oluşturulamayan bu ekonomik yapıyı sürekli finanse eden Türkiye, Ekonomik İşbirliği Protokolleri nezdinde Kuzey Kıbrıs Hükümetlerinin verilen sözler, atılan imzalar ve her on beş ayda , maksimum iki yılda bir olan seçimler, yenilenen protokoller ve başka bahara kalan kalkınma hamleleri. Sistemin değişmesi artık şart. Önümüze şapkayı koyalım ve kabul edelim. Bu yapı böyle gitmez.
Keşke dediğiniz gibi olsaydı da, Suriye'deki savaşı Türkiye bitirmiş olsaydı. Keşke Türkiye oradaki dusman unsurları bertaraf etseydi. Oradaki savaş "şimdilik" ABD ve Rusya tarafından, seriatcilar, isidciler ve pkklilardan oluşan, Türkiye'ye düşman, bir ordu kurularak bitirildi.. Bu lejyonerler ordusunu yarın oburgun Türkiye'nin ve KKTC dahil belki de tum doğu Akdenizin başına bela etmeyeceklerinin garantisi var mı?
Bırakın o saydığınız çapulcuları , feriştahları gelse Türkiye’ye karşı savaşmayı göze alamaz .