Kıbrıslı Türklerin ‘çözüm sonrasına’ ilişkin 2 büyük endişesi vardır…
Birincisi ve en önemlisi güvenlik…
Türk askerinin adada bulunduğu bir dönemde dahi güneydeki terör örgütü mensupları, öğrencilerle birlikte ‘Kıbrıs Yunandır’ sloganı altında düşmanca tavırlar içine girebiliyorsa; asker gittikten sonra neler yapabilir?..
Bu endişeyi taşıyan herkes son derece haklıdır…
Karşı tarafla bir anda tango yapmayacağımızı biliyoruz…
Evliliklerin veya ticari şirketlerde ortaklıkların olmayacağını da biliyoruz…
Ancak 51 yıl güvenlik altında yaşadıktan sonra yeni bir maceraya sürüklenmeyi kimse göze alamaz…
O yüzden de Rum siyasi liderliği, aşırı uçların Türk düşmanlığını körüklemelerinin önüne geçmeli, bu konuda ağır cezaları gündeme getirmelidir…
Dünkü görüşmede Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın, Rum toplumu lideri Hristodulidis’e, EOKA’nın kuruluş etkinliklerinde yapılan konuşma ve açıklamalardan duyulan rahatsızlığı ifade etmesi önemlidir…
Kuşkusuz; bu konuşmanın ardından Hristodulidis’in verdiği cevap da önemlidir…
Peki Hristodulidis bu konuda Tatar’a nasıl bir karşılık verdi?..
Görüşme sonrasındaki açıklamalarda bu ayrıntı yoktu ama Hristodulidis’in bu konuyu “ben söylemedim” diyerek geçiştirdiği belirtildi…
“Ben söylemedim” ne demek?..
Yunan bayrakları altındaki yürüyüşte yer alan çocuklar senin öğrencilerin değil miydi?..
Bu öğrenciler senin bakanlığına bağlı değil midir?..
Mülkiyet sorunu
Kıbrıslı Türkler açısından ikinci önemli sorun ise mülkiyet konusudur…
Kıbrıslı Rumların ezici bir çoğunluğu 1974 öncesindeki mülküne dönmek istiyor…
Takas veya tazminatı kabul edenlerin sayısı çok azdır…
Bir an için ‘herkesin evine döndüğünü’ düşünelim…
O zaman iki bölgelilik ortadan kalkacak değil mi?..
Göçmen Kıbrıslı Türkler, güneyde yıkılan veya istimlak edilerek yol, mezarlık, okul, cephanelik yapılan mülküne dönme şansı bulmayacak…
Toki konutlarına mı yerleştirilecek bu insanlar?..
Yeni yerleşim yerlerinde ne iş yapacaklar, nasıl geçinecekler?..
Rum liderliğinin öncelikle Kıbrıslı Türklerin bu iki konudaki endişelerini giderecek bir atılım yapması gerekiyor…
Evet hepimiz çözüm istiyoruz…
Ancak adı ‘çözüm’ sonu ‘yeniden çatışma’ ise, aklı başında hiç kimse buna “evet” diyemez…
Dunyada bir ornegi daha bulunmayan ama sirf rumlarla barismak icin TMK yi calistiralim diyen fakat parayi baskasindan (Turkiyeden) isteyenler icin bir oneri:
5 yil sureyle, KKTC de tum calisanlardan;
1. TMK calissin diyen herkesin gelirinden her ay 2 bin,
2. TMK calismasin diyen herkesin gelirinden her ay 5 bin kesilsin..
3. 13 uncu maaslar bu fona aktarilsin.
4. TC ve AB yardim ve hibeleri de bu TMK fonuna aktarilsin.
5. Casinolar ve musterilerinin gelrlerinin yarisi bu fona aktarilsin..
Olur mu?