Güney Kıbrıs’ta yaşanan mali krizin nedenleri soruşturulurken, ortaya ilginç rakamlar çıkmıştı...
Bunlardan bir tanesi devletin kefil olduğu batık krediler...
Tahsil edilemeyeceği bilinerek verilen kredilerin tutarı 3 milyar 100 milyon Euro...
Bununla ilgili olarak, eski hükümetlerin sorumluları hakkında soruşturma açıldı…
Kuzeyde ‘devlet kefaletiyle’ alınan ve geri dönmeyen kredi tutarının ise birikmiş faizleriyle birlikte bir milyar 500 milyon Euro dolayında olduğu iddia ediliyor...
Peki bu paralar nereye gitti?..
Batmış Kıbrıs Türk Hava Yolları’na...
Zorla yüzdürülmeye çalışılan Elektrik Kurumu’na...
Yolsuzluk ve suistimal iddialarının eksik olmadığı Toprak Ürünleri Kurumu’na…
Geçmiş hükümetler; zararda olduğunu ve alınan kredileri geri ödeyemeyeceğini bile bile hava yollarına kredi verilmesiyle ilgili Bakanlar Kurulu kararı aldılar...
Aynı uygulama Elektrik Kurumu ve Toprak Ürünleri için de söz konusu...
Sonunda, kamu ve özel bankalara olan borçlar gittikçe arttı...
Şimdi de maaşları ödeyebilmek için Merkez Bankası’nın yanı sıra özel bankalardan borç para alınıyor…
Bunların toplamı ne kadar?..
Faiz miktarı nedir?..
Elbette günü geldiğinde açıklanacak…
Fakat yanıt arayan bir soru da şudur:
Bu borçları kim, nasıl ödeyecek?..
KKTC’nin altın rezervlerinden mi, yoksa güneyden çıkarılacak hidrokarbon kaynaklarından sağlanan paralarla mı ödenecek?..
Siz batırın, biz ödeyelim
Kuşkusuz; gözlerin baktığı merkez Ankara’dır...
Nasıl olsa Ankara günün birinde bunu da öder diye düşünenler olabilir...
Ama Ankara’dan, devlet kefaletlerinin karşılığı olarak bu kadar büyük rakamlı bir yardım talebinde bulunulsa da olumlu karşılık görmeyeceğini biliyoruz…
Ankara; İrsen Küçük döneminde, devlet borçlarının faizleri için 300 milyonluk ek bir katkıyı kabul etmişti.
Neden?..
KKTC hükümetleri “Biz gereken önlemleri alıp, borcumuzu taksitlerle ödemeye başlayacağız” dediği için...
Ödemenin yapılabilmesi için, zarar eden kuruluşların özelleştirilmesi gerekirdi...
KKTC hükümetleri, protokolde yer aldığı halde bugüne kadar özelleştirme konusunda adım atmadı...
Öyleyse Elektrik Kurumu ve diğerleri zarar etmeye devam edecek...
Zarar devam ettiği sürece devlet kefaletiyle borçlanmalar da sürecek...
Güneyi örnek almalıydık
Güney Kıbrıs’ın 5 yıl kadar önce yaşadığı kriz bizim tarafta pek umursanmadı...
Ne hükümet kanadı, ne de muhalefet konuyu ciddiyetle gündemine almadı...
Ekonomik kuruluşlar da seyirci pozisyonunda kaldı...
Tüm konularda olduğu gibi, bu konuda sadece kişisel yorumlar yapıldı...
Bazıları “Rum’dan bize ne?” diyebilir...
Hatta “Daha beter olsunlar” diyebilir...
Ancak; bizdeki durum güneyden çok daha kötü durumdadır...
Şimdiki hükümet, bir miktar faiz ödemesini başlatmış olsa da anapara ödenecek gibi değildir…
Sizce bunun anlamı nedir?..
KKTC nin geldiği nokta geliri olmayan kasası boş bir Devlet Borçlanmaktan başka Ne yapabilir ki ? Tanınmayan ve hiç bir Uluslararasi Finans kuruluşu ile ilişkisi olmamayan Devletimiz yerel Bankalarımızdan almış olduğu Borçlarla durumu idame edebiliyor ! Tek ayakta durabilen Bankalarımız ise topladıkları mevduatları Kasası boş Devlete her ay borç vermekle ne kadar sağlıklı olabilir ki ! Sorunlar yumağı Ülkemizde bu gidişle Kıbrıslı Türkleri daha da zor günler bekliyor gibi görünüyor!
“” Perşembe’nin Geleceği Çarşamba’dan Bellidir “