Ülkemiz zor günlerden geçiyor…
Önce ‘Corona’, şimdi de Türk Lirası’nda meydana gelen değer kaybı…
Ve bunun bir sonucu olarak iğneden ipliğe her şeyin zamlanması; yaşam şartlarını oldukça zorlaştırdı…
Azınlıkta olan bir kesim sıkıntı çekmese de, halkın ezici bir çoğunluğunda fakirleşme vardır…
Etrafımızda olup bitenleri görmezden gelemeyiz…
O yüzden de bir ekip çalışmasıyla çok hızlı bir şekilde yeniden ‘yardımlaşma’ ve ‘dayanışma’ anlayışını ileriye taşımalıyız…
Sadece mutfakta değil, sağlıkta ciddi sıkıntılar vardır…
İlaç eksikliği ve bazı hastanelerde doktor, hemşire yetersizliği vardır…
Böylesi bir krizde devlet ‘istihdam’ yapabilir mi?..
Elbette yapabilir…
Her yerden kesersiniz ama sağlığa verirsiniz…
Yakınlarımızı ziyaret için gittiğimiz devlet hastanesinde tüm koğuşların patladığını, hasta yataklarından tutun bina içi ve dışındaki tahribatı görünce üzülüyoruz…
Hasta odalarındaki mobilyalar eskimiş, çökmüş vaziyette…
Doktorlar, sayı azlığı yüzünden hastaların sıkıntılarına ‘hızlı bir şekilde’ yetişemiyor…
Öyleyse bu soruna ‘geçici çareler’ üretmek ilk adım olmalıdır…
Yollarımız çok kötü
Kuzey Kıbrıs’taki yolların durumu zaten gündemimizden düşmüyor…
Özellikle yağışlı akşamlarda yol kenarlarını göremez duruma gelen sürücülerin tümü kazayla yüzleşiyor, tehlike altında seyahat ediyor…
Ana yolların büyük bir çoğunluğunda hala koruyucu bariyerler yoktur…
Bu hayati soruna çözüm getirilmesini istiyoruz…
Fakat diğer yanda işin bir de mali sorunu vardır…
Para olmadan adım atamıyorsunuz…
Parayı nereden bulacağız?..
Elbette kendimiz kaynak yaratacağız…
Tanınmamış bir devlet olduğumuzu, hemen her alanda üretimin sıfırlandığını unutmadan, lüks harcamaları kısacağız…
“Türkiye’de ve Rumlarda var da bizde neden olmasın” diyerek siyasi partilere para dağıtmayacağız…
Örtülü ödenek dağıtmayı sonlandıracağız…
Binlerce Resmi Hizmet Aracını elden çıkaracağız…
Günlük kazancı 100 bin lira olan ve yılda 30 bin lira vergi ödemeyenlerden daha çok para talep edeceğiz…
“Arkadaş bu memlekette kazandıklarımızın bir kısmını bu memleket için harcamak zorundayız” diyeceğiz…
Kafasına pala vurarak değil; sözlü uyarılarla, mali ceza yöntemleriyle para toplamaya çalışacağız…
Fazla mesai sorununu ortadan kaldıracağız…
Seçimler var diye elimiz kolumuz bağlı kalamayız…
Daha da geç kalmadan hayati konularda adım atmalıyız…
Yardımlaşma ve Dayanışma öncelikli olarak vergilerimizi toplayan Devletimizden neden gelmiyor acaba !
Kendi kaderine terk edilen Toplumumuzun binlercesi Güney Kıbrıs’a ekmek parası için akın ederken geriye kalanları niye Devletimiz açlığa terk etmiştir!
Egemen eşitlik isteyen Yöneticilerimiz açlığa terk ettikleri Toplumu kimle eşit yapmak istiyorlar acaba ! Yöneticilerimizin sonsuza dek KKTC dedikleri Ülkemiz bugün maalesef geleceği olmayan ve yaşanamayacak bir Ülke haline getirilmiştir, Bugün Seçim heyecanı yaşayan Siyasilerimizin de fakirlik ve yoksulluk kapılarını yakın bir zamanda çalacaktır , onların da ekmek parası için Güney Kıbrıs veya Avrupa’ya gidişlerini de görür isek hiç şaşmayalım !
Allah Sonumuzu Hayır Eylesin