Ekonomik örgütler aylardan sonra nihayet, Avrupa Birliği’nin ‘aşı konusunda’ Kıbrıslı Türklere yönelik uygulamasını kınayan bir eylem düzenledi…
Fakat; doğruyu söylemek gerekirse bu eylem çok zayıf ve etkisiz oldu…
Bırakın sesimizin Avrupa’ya ulaşmasını, kendi içimizdekilere dahi duyuramadılar…
Ayrıca; Otelciler ve Müteahhitler Birliği başkanları dışında ekonomik örgütlerin üst düzey yöneticilerinin eylem yerinde bulunmaması dikkat çekiciydi…
Bundan niye kaçındılar?..
İşlerinin yoğunluğu; bir toplumun sağlığından daha mı önemliydi?..
Aşılama konusunda yetersiz kaldığımız için turizm faaliyetlerindeki kısıtlamanın devam etmesi nedeniyle ekonomideki kaybın farkında değil mi bu yöneticiler?..
Çöküntünün daha da derinleşmesini mi bekliyorlar?..
Ekonominin yanı sıra, geleceğin umudu olan çocuklarımızın bir yılı aşkın süredir eğitimden mahrum bırakılmasının en önemli nedeni öğretmenlerimizin hala aşılanmamış olmasıdır…
Memnun muyuz bu durumdan?..
Öğretmenler ve çalışanlar aşılanmadığı sürece okulların açılmayacağını, eğitimin daha da gerileyeceğini düşünemeyecek durumda mı bu arkadaşlar?..
Oturmakla olmuyor
Gerek ekonomik örgütler, gerekse siyasiler…
Sözümüz sizedir…
Oturduğunuz yerden yönetemezsiniz bu krizi…
Sadece hükümetin icraatlarıyla da çözemezsiniz…
Har hafta Cuma günleri “acaba bugünkü kararlardan ne çıkacak?” diye beklemek ve endişe yaşamak yerine; direksiyon başına oturmaktan başka çarenin kalmadığını göremiyor musunuz?..
Sıkıntınız nedir?..
Hala siyasi baskı ve korkularla mı yaşıyorsunuz?..
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyerek bugünlere gelmemizi sağlayanlar artık uyanmak zorundasınız…
Güney Kıbrıs tüm sektörleri açarken, bizler Kuzey Kıbrıs’ta sadece seyirci pozisyonuyla düzlüğe çıkamayız…
Kuzeyde vaka sayısı, güneyden çok daha aşağılarda olmasına karşın; aşı konusundaki yetersizlik yüzünden ekonomik faaliyetleri kısıtlamaya devam etmek demek; ülkeyi çıkmaza sürüklemek demektir…
Böylesi bir anlayışla sorunlarımızın daha da ağırlaşacağını düşünmek zorundayız…
Hakkımızı almak için sesimizi yükseltmekten çekinmemeliyiz…
Bakınız Rumlar, dört bir koldan üzerimize geliyor…
Ekonomik faaliyetleri başlatırken, dış politikada üstünlük sağlayabilmek için seferberlik ilan ettiler…
Onları gördükçe “bizler neden böyleyiz?” diyerek üzülüyoruz…
Brüksel’e göndereceğimiz insan mı kalmadı?..
Metehan kapısında dün gerçekleşen eylemi çok daha kapsamlı bir şekilde ve hiç ara vermeden tüm sınır kapılarında yapmak çok mu zor?..
Değilse görelim sizleri…
Bir zamanlar Uluslararası Toplumun Sevip Saydığı ve mahsur olan taraf olarak gördüğü Kıbrıslı Türkler bugün istenmeyen Toplum durumuna düşürülmüşlerdir, Gelmiş geçmiş yöneticilerimizin yıllarca ben yaparım olur mentalitesi ile yönetilen ve Uluslararası Hukuk dışında kalan KKTC nin Yakın zamanda Ambargolardan kurtulacağına kimse inanmıyor, Yardım için Sinir kapılarına ve sokakalara dökülen Kıbrıslı Türkler için is asıl sorumlular KKTC deki Devlet edenlerdir,