Kuzey Kıbrıs’ın ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal açıdan ciddi sıkıntıları vardır… Bunu herkes biliyor…
Ama yine de gerekli önlemler alınamıyor…
Öyleyse ‘yapılması gerekenleri’ bir sıraya koyup işe başlamalıyız… En başta siyaset kurumu kendine bir çeki düzen vermelidir…
Mevcut seçim sistemiyle bugünkü sıkıntılardan kurtulamayız…
Hele koalisyon koşullarının ülkeye ne kadar zarar verdiğini hepimiz biliyoruz…
Gelinen noktada özellikle siyasilerin ve ülkenin önde gelen kurumlarının “Ülkem için ne yapabilirim” diye düşünmesini ve cesaretle harekete geçmesini istiyoruz… Her meselede ‘kaynak yetersizliğini’ öne sürerek, insanların umutsuzluğa sürüklenmesi doğru değildir… Böylesi bir durumun ülkemizin geleceğine de ciddi zararlar vereceğini unutmamamız gerekiyor…
Peki en değerli insanlarımız dahi neden ülkemizden umudunu kesmeye başladı?..
Umutsuzluğun derinliğinde hangi sebepler vardır?..
İşte burası çok önemli…
Yıllardır yazdığımız, söylediğimiz gibi bu ülkede ekonomik ve kültürel sorunların yanı sıra, suçlarda ciddi artışlar vardır…
Uyuşturucu patlaması, trafik kazaları, cinayetler, darp olayları, kabadayılık hareketleri patlamış durumdadır…
Yediklerimiz ve içtiklerimizin önemli bir kısmı sağlıklı değildir…
Hastanelerimiz ve sağlık uzmanlarımız yetersizdir…
Bazen en basit olaylarda bile teşhis koyma sorunu vardır…
Küçücük bir yerde ‘demokrasi oyunu’ ile gereğinden çok fazla siyasi parti kurulması ve bu partilerin iktidara geldikleri zaman ‘beceriye göre değil’, rozete göre üst kademeye yönetici ataması nedeniyle yaşanan insanlık dışı, iğrenç uygulamalar artık dayanılmaz boyutlardadır… Aşırı derecede göç alan bu küçücük ülkede kültür yozlaşması vardır…
Çirkin, iftiracı, aşağılayıcı, itibarsızlaştıran, iğrenç dil kültürü ‘Türk sözlüğü’ haline getirildi… Güvenilir dost, akraba, arkadaş, komşu kalmadı…
Herkesin kendini ‘en büyük, en kaliteli, en başarılı’ gördüğü veya siyasilerden aldığı güçle ‘en torpilli’ insan yerine koyduğu bu küçücük ülkede bu saatten sonra kim, ne yapabilir?..
Kim, nasıl düzeltecek bu ülkeyi?..
Bu mümkün müdür?..
Üç kelimeyi bir araya getirmekte zorlanan, tehdit ve şantajla, ya da iftiraya dayalı bir kültürle ülke yönetiminde etkili olanlar vardır…
Böylesi bir anlayışla umutlanmak mümkün müdür?..
Herhangi bir önlemin alınmadığını ve sorumsuzluğun giderek arttığını görüyorsanız gelecek konusunda nasıl umutlanacaksınız?..
İşte o yüzden ciddi uyarılar yapıyor ve siyasetin kendini toparlamasını istiyoruz…
Siyasetin toparlanması halinde, diğer sorunların üstesinden gelebiliriz…
İnsanlarımızı umutlandırabiliriz…
Yeni bir anlayışa gerek var
Paylaş
Hasan Nuri 3 Yıl Önce
Kırk Yıldır hiç bir başarı elde edemeyip batma noktasına getirdiğimiz KKTC nin bu saatten sonra Bir iş başarabileceğine kimse inanmıyor ! Bu güne kadar ne tutmuş isek batırdık, Borç batağında olan Devlet günü kurtarabilmek için artık yerel Bankalarımızdan da para borçlanamıyor ! Bu ay maaşları bile ödeyemeyecek duruma düşen Devletimiz çareyi vatandaşın maaşını yüzde yirmi kesmekle buldu ! Bu çarpık Siyaset düzeni ile KKTC yi getirdiğimiz nokta içler acısıdır , Her geçen gün Toplumun sırtında yük olan Devletimizin yakın bir gelecekte Ne maaşları ve Ne de 13 leri ödeyemeyeceğine kesin gözle bakılıyor, Gerçekçi olalım batırıp mahvettiğimiz KKTC nin bu duruma düşmesine Ne Rumlar , Eoka , BM ve AB ve ne de Uzaylılar sebep olmuştur , Ne yapmış isek kendi kendimize Yaptık ! Bu Ülkede gelecek mi ? Allah Sonumuzu Hayır Eylesin !! PERŞEMBENİN GELECEĞİ ÇARŞAMBADAN bellidir diye bir Atasözümüz vardır!!!
Öz 3 Yıl Önce
Yeni bir anlayış. Toparlanıyoruz da böyle başlamıştı.Derken parti oldu. Halk da destekledi. İktidar ortağı oldular. Sonra? Önce yeni bir anlayış için! diye gösterilen havuçla dörtlü koalisyon bozduruldu, bozan kişi de sibek gibi ortada bırakılarak, Tatar cumhurbaşkanı yapıldı. Netice başlanan yere dönüldü. Bir ülkenin iradesi, o ülkenin yurttaşlarında değilse, cumhurbaşkanı ve bakanlar atanıyorsa, bakanlar belli yerlerde belirlenip, onaylanıyorsa, hep yeni bir anlayışın yerini, yeni başka bir,anlayış alır.Çare çözümdür ve bunu her yurttaş biliyor. Çözümün nasıl olacağı da bellidir.Çözüm demek, BM kararları çerçevesinde anlaşma ve AB demek. Bu ülkenin demokrasisi, bağımsızlığı, kalkınması, çağdaş bir hukuk devleti olmasının tek şartı budur. Gerisi bir başka ülkenin alt entitesi ve yukarda şikayet edilen konuların baki kalması demektir.
Mağusalı 3 Yıl Önce
Bu ülkenin öncü sektörlerinden biri üniversitelerdir. Üniversitenin iki ayağı vardır. Öğrenen ve öğreten kesim. Bir de patron vardır. İki vakıf üniversitesi dışında diğerleri patronlar tarafından yönetiliyor.
Magusalı 3 Yıl Önce
Lefkoşa’da köklü bir üniversitemiz. Baba patron elini ayağını çekince öğretenlerin önce maaşlarına, sonla sosyal güvencelerine dokunulmuş. Onlar da tek tek başka üniversitelere kaymaya başlamış. Kala kala TC den emekli olup burda olanlar kalmış.
Mağusalı 3 Yıl Önce
Şimdi üniversite yönetimi çalışanlarına yeni bir sözleşme imzalatma yönüne. Nedir bu sözleşme bilinmiyor. Niçin yeni sözleşme imzalatılma gereği duyuldu. Çalışanlar tedirgin. Üniversite dekanları bu gidişle üniversitede ders verecek öğretim görevlisi bulamayacağız diyorlar.
Mağusalı 3 Yıl Önce
Maaşlar bu üniversitede yerlerde sürünüyor. Şu anda barem dörtte çalışan bir devlet memuru Doçentten daha fazla maaş çekiyor. Profesör maaşı bir polis memuru maaşı kadar.
Mağusalı 3 Yıl Önce
Vakıf üniversiteleri dışında hiçbir üniversitemizde maaşlar doğru düzgün verilmiyor. Öğretim görevliler yana yana vakıf üniversitelerine kaymak için fırsat kolluyorlar açılan her münhal onlarca müracaat vardır.
Magusalı 3 Yıl Önce
Devletin çalışma Dairesi vardır. Sosyal sigortalar, ihtiyat sandığı, gelir vergi dairesi. Bu dairelerdeki kayıtlar bu sektörün durumunu açıkça göstermektedir. Bence devlet bu konuya bir el atması gerekiyor.
Mağusalı 3 Yıl Önce
Bir devlet memuru münhalinde KKTC vatandaşı kriterdir. Ancak öğretim görevlisi aranırken dünya vatandaşı olmak yeterlidir. Yaş sorulmaz. Ekmek aslanın ağzında. TC den emekliler üniversitelerimizi doldurmuşlar. Yaş yetmiş, yetmişbeş. Bizim gençlerimiz kim koruyacak.
Magusalı 3 Yıl Önce
KKTC üniversitelerince onlarca TC emeklisi dekan vardır. Tabi deneyimlerine diyecek yok. Ancak TCde emekli tandık ahbap da çok. Bir öğretim görevlisi gerekti mi, tepeden gelme başka bir emekli dolduruyor. Çift maaş. Bir elleri yağda, bir elleri balda, yaş yetmiş.
Magusalı 3 Yıl Önce
Batıda bir vakıf üniversitemiz. Münhal açmış. Bir gencimiz de iş başvurusu yapış. Uygun vasıfta. Hiçbir eksiği yok. 75 yaşlarında zor yürüyen doçent bayan ona, seni almıyorum demiş. Herhalde TC den ahbap emekli bekliyor.
Magusalı 3 Yıl Önce
Bu batıdaki vakıf üniversitemiz her konuda münhal ilan etmiş. Ancak her nedense müracaat edenlere hiçbir cevap vermemiş. Bir müracaatın bir de geriye dönüşü olmalı. Bu hayır olsa bile.
Turkish power 3 Yıl Önce
Borazancibasi palikaryaci soroscu mr mangal közü 1)kulağının arkasını verdin ab suratına tükürdü geriye nen kaldı 2)BM kararı zirvalamissin 5daimi üyenin işine gelmeyen bir şeyi veto etmediğini gördün mü işin gücün zirvalamak hayaller dünyasında gezeliyorsun sorosa selam soyle
Mağusalı 3 Yıl Önce
Yukarıda yanlışlıkla dekan yerine doçen yazmışım özür diliyorum. Bu hayır diyen dekan acaba kendi adına mı söylem Ştir. Yoksa üniversite öyle uygun görmüştür. Pek bilinmiyor. Tabi ki bu doçen gencimiz üzülmüştür. Bunca emek ve onlarca uluslararası yayını olduğu halde.