İkinci Dünya Savaşı yılları, çocukların öksüz kaldığı koşullar. Avusturya’da genç bir doktor, Hermann Gmeiner, bir şilin toplayarak öksüzlere, güvenli yaşamı olmayan çocuklara yardım yapmaya başlar. “Daha savaşın dumanları şehrin üzerindeydi” diyor o günleri anlatırken. Yani o koşullarda bile bir (1) şilin bağışlamak mümkün… Ve böyle başladı, arkası geldi. SOS Çocukköyü Derneği ilk bu ülkede kuruldu, öksüz ve ihtiyaçlı çocuklara yuva ortamında güvenli yaşam için… Ardından genişledi, yayıldı ve aynı çatı altında Avrupa’dan başlayarak 134 ülkeye yayıldı. Bunlardan biri de KKTC…
300 civarında çocuğa yuva
Lefkoşa’da 1990’lı yılların başında kurulan SOS Çocukköyü, devletin ilgili birimleriyle, en başta da Sosyal Hizmetler Dairesi ile işbirliği halinde, uluslararası organizasyonun kriterleri çerçevesinde bakıma muhtaç, öksüz, güvenlik sorunu yaşayan çocuklara aile ortamında yaşam sunuyor. “Anne”, “teyze”, “baba” figürleriyle “yuva” ortamının yaratıldığı köyde, bugüne kadar 253 çocuğa bakım sağlandı. Şu an bakımı sürdürülen çocuk sayısı ise 58…
Gençler ayrı evde…
Bu çocuklara ek olarak, 16 yaşından büyük gençlerin kaldığı gençlik evleri de var Girne’de. Burada kalan gençlerin sayısı 26. Danışmanlar gözetimindeki bu gençler yanında, 22 genç de “yarı bağımsız” yaşam sürdürüyor.
Bu gençlerden 7’si üniversiteye devam ediyor, 4’ü yüksek lisansını yapıyor, 22’si çalışıyor, 5’i ise işsiz/iş arıyor…
Aile yanında destek de var
SOS Çocukköyü Derneği’nin uluslararası kriterleri çerçevesinde bebeklikten üniversiteye, hatta evlenene kadar “anne”, “teyze”, “baba” gözetiminde yaşamlarını sürdüren bu çocuk ve gençlere ek olarak, Aile Güçlendirme Projesi adıyla çocuklara aileleri yanında da destek veriliyor. Ailelere eğitim veriliyor, ilgili bakanlıklardan uzmanların da katkısıyla çocukların daha iyi bakılması için gözetimle destek sağlanıyor. Bugün bu kapsamdakilerin sayısı 40 aile, 101 çocuk. Bu projeden bugüne kadar yararlananların toplam sayısı ise 192 aile, 481 çocuk.
Anaokul/kreş de var
Köyde yaşayan veya Aile Güçlendirme Projesi kapsamında aileleri yanında destekten yararlanan çocuklar yanında, dıştan çocukların katıldığı bir de anaokulu/kreşi var SOS Çocukköyü’nün… Buradaki sayı ise 42’si dıştan 60 çocuk.
Yıllık bütçe 4.5 milyon TL
Toplam 13 ev, 13 anne, teyzeler, baba/müdür, danışmanlar, teknisyenler ve diğer görevlilerle birlikte 60 civarında çalışanı bulunan SOS’de, aile bütçeleri, tamir-bakım gibi teknik giderler, elektrik ve sağlık harcamaları, ulaşım ve yatırımlar ile çalışanların maaşları dahil yıllık toplam gider 2014 rakamlarına göre 4.5 milyon TL.
Gelirin yüzde 24’ü…
Geçtiğimiz yılın verilerine göre köyün giderinin yüzde 35’i Fol Geliştirme’den, yani SOS’in bağışlar, fitreler gibi kendi kaynaklarından sağladığı gelirle karşılanıyor. Devlet katkısı yüzde 34… Anaokulunun gelirlerinden sağlanan yüzde 7. Ve geri kalan yüzde 24 de SOS KDI, yani köyün bağlı olduğu Uluslararası SOS Çocuk Köyü Derneği’nin katkısıyla karşılanıyor.
Yılda 500 TL ile hayat kurtar
Köyün Müdürü Ahmet Akarsu da, yıllık 500 TL gibi bir katkıyla bir çocuğun hayatının kurtarılabileceğine vurgu yaptı.
Bağışların sürekliliğinin önemine vurgu yapan Akarsu, “100 TL verip arada bir vereceğinize, 10 TL verin ve sürekli verin. Köyün bütçesi var, süreklilik önemli” diye konuştu.
Aile Sponsorluğu 750 Euro…
SOS Çocuk Köyü’nün sponsorlukları rakamlarla belirlenmiş durumda. Sürekliliğin sağlanması için makul seviyede tutulmasına özen gösterilmiş rakamların.
Buna göre bugünkü şartlarda bir aile evinin sponsorluğu yıllık 750, bir tek çocuğun sponsorluğu 150 ve Aile Güçlendirme sponsorluğu 200 Euro.
Bağışçıların bunlardan herhangi birini veya bir kaçını seçme imkanı var. Yani yılda 150 Euro (yaklaşık 500 TL) katkıyla bir çocuğun, 2 bin 300 TL ile 3-4 çocuklu ailenin hayatını kurtarmak mümkün.
Okulun şu anki sürekli bağışçı sayısı 2 bin civarında. “Bu rakama 3 bin daha ekler ve 5 bine ulaşırsak, tüm sıkıntılarımız giderilemese de hedefe ulaşırız” diyor Köy Müdürü Akarsu