Son genel seçimlere katılan siyasi partiler 100 günlük programlarını açıklarken inanılmaz vaatlerde bulunmuşlardı…
Bizler de işe ‘basit konulardan’ başlamalarını önermiştik…
Mesela; trafik kazalarının ve suçların asgariye indirilebilmesi için ‘yollarda denetim’ konusu vardır…
Bunu yapmak için öncelikle ‘niyet’ olması lazım…
Niyet varsa, personel eksikliğine rağmen denetimleri artırmak ve sonuç almak mümkündür…
Ekonomik kriz yaşarken, Resmi Hizmet Araçları konusunda herhangi bir adımın atılmaması ayrı bir sorundur…
Ruhsat, bakım, sigorta ve yakıt masraflarından kurtulmak için hiç olmazsa bu araçların yarısını sadece 5 dakikalık bir Bakanlar Kurulu kararıyla satmak da mümkündü…
Ama olmadı…
Rum kesiminde hayvanlara ‘AB standartlarına göre’ 8 kat fazla antibiyotik veriliyormuş...
Ya bizde?..
Bizdeki miktarı kimse bilmiyor...
Denetleyebilmek için hayvan ilaçlarının veteriner kontrolünde satılması gerekiyor...
Ama bizde artık veteriner kontrolü de yeterli düzeyde değil…
Hayvanları hastalıktan ölen köylülerin günlerce çağrı yapmasına karşın, veteriner dairesi yerinde inceleme yapamıyor…
İşte bu durum hayvanlar gibi insan sağlığı açısından da son derece önemlidir…
Mezbahalarımızın mikrop yuvası olduğunu eski bir belediye başkanının söylediklerine dayanarak sık sık ortaya koymuş ve Rumların yaptığı gibi önlem alınması üzerinde ısrarla durmuştuk…
“Güneyde 120 mezbaha kapatıldı, sadece 2 modern tesis bırakıldı” diyerek, kuzeyde de aynısının yapılmasını önermiştik…
Kuzeyde halen 60’dan fazla mezbahada kesim yapılıyor…
Üstelik büyük bir çoğunluğunda veteriner kontrolü de yok…
Böyle devam edemeyiz
KKTC’deki et ve süt ürünlerinde çok ciddi sıkıntılar vardır...
Sağlıklı beslenme konusunda da öyle…
Gıda ürünlerini yeterince denetleyemiyor, zehirli ürünler konusunda caydırıcı cezalar verilmiyor…
Diyetisyen sayımız artmakla birlikte, obezite sayımız da artıyor…
Burada bir çelişki yok mu sizce?..
Sigara ve alkol tüketimi artarken, sağlık sorunlarımız da artıyor…
Bir başka önemli soruna dikkat çekelim…
Köylerimizde hala ‘ağıl sorunu’ yaşanıyor…
İnsanlar özellikle yaz aylarında pencerelerini açamaz duruma geldi…
Toplasanız, ada genelinde ‘taşınması gereken’ en fazla 100 tane ağıl vardır…
Her ay 10 tanesini taşımış olsalardı, bugün bu sorunu kökten çözmüş olurlardı…
Ama onu da yapmadılar…
İnsanları küçük işlerden dahi mutlu etmek varken, bunların ihmal edilmesi üzücüdür…
Şimdi soruyoruz:
Bu kadar basit sorunun çözümü 25 Aralık sonrasında mümkün olabilecek mi?..
İşte size altın değerinde bir soru…
Cevabını biliyorsanız yazarsınız…
Sayın Akar, dünkü Gündem Özel programınızda karlı bir Londra’dan ve oradaki aylık £1500 sterlin
maaşlardan bahsettiniz , oradaki çoğunluğu Londra’da yaşayan 350bin Kıbrıslı Türk hiç de sizin gibi düşünmüyor! Avrupa’nın Finans merkezi Londra’da ortalama maaşlar ayda £3416 sterlindir ( everage salary in London ) Asgari ücretli sayısının çok az olduğu İngilterede azimli çalışan için ise maaş sınırı yoktur , Gerçeklerle yüzleşecek olursak KKTCdeki gençlerimizin göçünü engellemek için İngiltere’yi veya Avrupa’yı öcülemek yerine gelecek garantisi olmayan ve dökülen Ülkemizde hayat şartlarını iyileştirip Gençlerimizin göçünü önleyebilmemiz daha yerinde olmaz mı acaba !